Örf ve Adet

Benzer koşullarda herkesçe doğru sayılan ve uyulmasına gerek duyulan kurallara örf ve adet denilir.
Çağdaş hukuk sistemlerinde örf ve adet, topluluk içinde kök salmış, uyulması zorunlu sayılan gelenek kuralları anlamına gelmektedir. Bu kurallar yasalardan farklı olarak, yetkili devlet orgammn bir işlemiyle konmak yerine, çeşitli durunilarda aynı davranış biçiminin yinelenmesiyle oluşur ve hukuku uygulayan devlet makamlarınca da yaptırım altına alınır.
Bir geleneğin örf ve adet kuralı durumuna gelebilmesi için:
1- Süreklilik,
2- Genel inanç,
3- Hukuksal yaptırım, gereklidir.
Örf ve adetin, nesnel öğesii oluşturan süreklilik göreli bir kavramdır. Bazı durumlarda bir davranışın yinelenmesi kısa süreli olsa da bu konuda sürekli bir istencin ve uygulamanın varlığını göstermeye yeter. Orf ve adetin tinsel, öznel öğesini oluşturan genel inanç, bir geleneğin bağlayıcı bir hukuk kuralı olduğu konusunda toplum bireylerinde genel bir kanının belirmiş olmasıdır. Orf ve adetin hukuksal öğesi olan yaptırım, bir geleneğin bağlayıcı ve zorlayıcı niteliğinin devlet desteği ile oluşturulmasıdır.
Örf ve adet genel olabileceği gibi yerel de olabilir. Ayrıca belli meslek alanları için geçerli örf ve adet (ticari örf ve adet vs.) kuralları da vardır. Örf ve adet medeni hukuk alanında olduğu gibi, ticaret hukuku, anayasa hukuku ve idare hukuku alanlarında da büyük önem taşımaktadır.
Türk toplumunun tüketicilerin korunması hakkındaki örf ve adeti, Abi (kardeş)’lik üzerine oturtulmuştur. Onemli olan insandır. Insanlar birbirinin kardeşidir. İlişkileri kardeşçe olmalıdır. Uretici de insandır ve bu toplumun üyesidir. Maddi bir çıkar için tüketiciler kandırılmamalı, aldatılmamalı, sömürülmemelidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)